DURSUN AKÇAM ANKARA'DA ANILDI
ANKARA YENİMAHALLE KENT KONSEYİ’NE, KÖY ENSTİTÜLERİ VE HALK DOSTLARINA TEŞEKKÜRLER… Dün, Ankara Yenimahalle Kent Konseyi ile Dursun Akçam Kültür Ve Sanat Vakfı’nın birlikte düzenledikleri “KÖYÜN ENİSDOSO 86 YAŞINDA” başlıklı programı gerçekleştirdik. Yenimahalle kapalı Pazar yeri üstündeki Belediye Sosyal Tesisleri salonu hıncahınç doldu. Etkinlik boyunca konuşmalar büyük bir ilgi ve etkin katılımcılıkla izlendi… Prof. Dr. Oğuz Makal’ın yapımcısı olduğu “Kafdağı’nın Ardındaki Dursun Akçam” belgeselinin gösteriminden sonra, sonsuzluğa göçüşünün 20. Yıldönümünde Ali Ekber Çiçek “Haydar Haydar” türküsü ile anıldı. Ali Ekber Çiçek, 2004 yılında kurulan Dursun Akçam Ormanı için ağır hastalığına aldırmaksızın Ardahan’a kadar gelmiş ve açılış törenine katılmıştı. Dursun Akçam Kültür Ve Sanat Vakfı Başkanı olarak yaptığım konuşmada, Dursun Akçam’ın, kardeşi Durmuş Akçam’ın çocukluklarından, gençliklerinden, köylüleri Kat İso öncülüğünde yaptıkları iki gece üç gün sürmüş “Antep Tırpancılığı” yolculuklarından, Muş Ovası’nda ağalar için bir ay kızgın güneş altında yaptıkları ırgatlıktan, Köy Enstitüleri’nin ve Cılavuz Köy Enstitüsü’nün onların yaşamında yaptığı değişimden, büyük devrimci gücünden söz ettim. Ölümler dursun artık diye adları Dursun, Durmuş konmuş o çocukların doğduğu yıllarda Anadolu’da bebek oranları %30’ların üzerindeydi. Dursun ve Durmuş’un anaları Seyhat 11 doğum yapmış, bunların ancak 6’sını yaşatabilmişti. Onun büyük kızı, Dursun ve Durmuş’un ablası, benim Bibim Sultan da 13 doğum yapmış, ancak 7’sini yaşatabilmişti. Cumhuriyet’in büyük Rönesans girişimi, Köy Enstitüleri’nin bu kutsal topraklara yaptığı ilk büyük etki, 1943 yılında açılmış sağlık kollarından yetişmiş, sayıları 1599 olan sağlık memurunun, atlarıyla, yürüyerek köy köy dolaşmaları, bataklıkları kurutmaları, sıtmayla, veremle, trahomla mücadeleyi öğretmeleri, bebeklere aşı, anne adaylarına gerekli eğitimi vermeleriyle 1947 yılında bebek ölüm oranları ve salgın hastalıkların yol açtığı kitlesel ölümlerin bıçakla kesilir gibi aşağı düşmesi olmuştu. Hiçbir neden gösterilmeden 1949 yılında Köy Enstitüleri Sağlık Kolları’nın kapatılması, bu ülkeye yapılan en büyük kötülüklerden birisi idi. Anadolu ve Urumeli’nin kan emicileri, üç kuruş çıkar emperyalizmle aynı yatağa girmeye can atan Tefeci Bezirganlık ve Cumhuriyet kurucularının Cumhuriyet’e sahip çıksın diye devlet olanakları ile besleyip büyüttükleri “ihaleci” Finans Kapital zümresi, hiç utanmadan olmadık iftiralarla Köy Enstitüleri’ne kıydılar. Onun yerine emperyalizmin inanç sömürücüsü kolları, cemaat ve tarikatlara uygun bir eğitim ve kültür ortamı hazırladılar. Emperyalist-kapitalist sisteme karşı yeryüzünün ilk büyük Kurtuluş Savaşı’nı vermiş Türkiye’de, Köy Enstitüleri’nin devrimci gücüyle bilinçlenmiş halk yığınları ve gençlerimiz emperyalistler ve ortaklarının kirli oyunlarına, adaletsizliklerine, kumpaslarına, güzel ülkemizi Orta Doğu ve Ortaçağ karanlığına sürükleme çabalarına karşı direnmeyi sürdürüyorlar. Ardahan’da, kapısını yaz kış 21 yıldır, kültüre, sanata, emeğe saygıya, özgür düşünceye açık tutmuş, ev sahipliği yapmış Dursun Akçam Kültürevi’nde 12/13/14 Haziran’da 21. Dursun akçam Kültür Ve Sanat Günleri yapılacak. Ankara’daki devrimci eğitimciler, halk dostları ve Dursun Akçam Kültür Ve Sanat Vakfı üyeleri, 15 Mayıs’ta Ankara Zafer Çarşısı’nda ÖĞRETDER ile birlikte yapılacak etkinlikte de buluşacaklar. Cumhuriyet aydınlığının ve Köy Enstitüleri Rönesansı’nın başlattığı halkçı-devrimci uyanış karanlığa teslim olmayacak… Gününüz aydın olsun değerli dostlar… 27 Nisan 2026, Alper Akçam
















