Yurtbilgisi kitabından, “Vatandaşların devlete karşı görevleri”ni çalışıyordum, 1) Vergi vermek, 2) Askere gitmek. Üçüncüye sıra gelende fenerin ışığı söndü. Gaz koydurmak için üst kata çıktım, orada da kandil sönüktü. Karanlığa karşı direnen bir mum yanıyordu masada. Yolcular zar zor seçiliyordu. Kimi sırtüstü uzanmış, kiminin başı duvara dayalı, her biri bir mezar taşı. Katip Binali’yi buldum. Ben ağzımı açmadan yanıtımı aldım:
<span>“Gazyağı yok, görüyorsun işte, biz de karanlıktayız.”<br> “Ya benim halim ne olacak?”<br> “Bilemem? Beklemek zorundasın. Verilen gazyağını, Süresi dolmadan için, böyle beklemek zorundayız!.”<br> “Ne zamana değin?”</span>