Müzehher öğretmen yoktu artık. Kaymakam Fethi Tansuk bir başka yere atanmış, o da kocası ile gitmişti. Okulda yetim kalmış gibiydim. Derslerimize ortaokul çıkışlı genç bir vektil öğretmen geliyordu, adı Hasan’dı, soyadını anımsamıyorum. Dar gelirli bir ailenin çocuğu olduğundan öğrenimini yarım bırakmak zorunda kalmıştı. Aramızda büyük yaş farkı yoktu. Öğrencilerle senli beliydi, arkadaş gibi konuşurdu. O yüzden sınıfta disiplin sağlamakta güçlük çekerdi. Sıra arkadaşım Sıddık, bir ağa çocuğu da olsa, benim gibi köylüydü. Biz ikimiz, şımarık kasaba çocuklarına uymaz, yerimizde uslu uslu otururduk. Bu tavrımızdan dolayı, öğretmen bizi sever, özel bir ilgi gösterirdi. Öfkelendiği bir gün, tüm yaramazların yerini değiştirdi, her birini bir yana dağıttı. Kasabanın ünlü bir avukatının kızı olan Yaşar’ı da ikimizin arasına oturttu. Kız karşı çıktı, öğretmen dinlemedi. “Babana güvenme, Allah’ın kızı olsan bile bana vız gelir!”dedi.