13. DURSUN AKÇAM KÜLTÜR VE SANAT GÜNLERİ TAMAMLANDI Ardahan’da Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı tarafından 13 yıldır sürdürülmekte olan Kültür ve Sanat Günleri 30 Haziran Cuma günü başladı. Kars Havaalanında Ankara, İstanbul ve İzmir’den gelen bilim insanları ve sanatçıların karşılanmasıyla etkinliğin ilk adımı gerçekleştirildi. Ankara’dan ayrı bir araçla gelen Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Ankara Şubesi üyeleri ve dostlarının da katılımıyla kafile Ardahan’a doğru yola çıktı. Ardahan yakınlarındaki Dursun Akçam Ormanı’nda tulumcu Fırfır ve oğlunun çaldıkları davul zurna eşliğinde Ardahanlılar tarafından karşılanan konuklar ve katılımcılar bu alanda, diz boyu yeşilliğin, renk renk çiçeklerin içinde yöresel oyunlar oynadılar.

[ img-330-left] mg-331-left] 

 Daha sonra Ardahan’a, Dursun Akçam Kültürevi’ne geçildi.

Burada konuklara feselli, bişi, lokum, kete gibi yörenin geleneksel yiyecekleri sunuldu.
[img-330-left 
Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Alper Akçam yaptığı açılış konuşmasında, Güneybatı Kafkasya, ya da Kuzeydoğu Anadolu olarak adlandırılan bu yörenin dünyanın en zengin kır çiçeği örtüsüne sahip, yeryüzünün en uzun diliyle doğa tarafından donatılmış Kafkas Arısı’nın vatanı olduğu kadar, aynı zamanda çok zengin bir sözlü kültür ve oyun zenginliğini de yaşattığını, bu gerçekliğe vurgu yapabilmek ve konuşu tartışmaya açabilmek için de bu yıl etkinliğe konu başlığı olarak “Sözlü Kültürün Yaşamamızdaki Yeri” konusunu seçtiklerini söyledi. Yörede üretilen dünyanın en değerli özelliklerini taşıyan sütün, balın ve peynirin ne yazık ki yeterince tanınmadığını ve üretici örgütsüzlüğü nedeniyle yöre halkının aracılar tarafından sömürüldüğünü, sıkıntılar çektiğini bildiren Akçam, Omega 3 bakımından çok zengin, kansere karşı koruyucu çeşitli alkoloidler taşıyan sütün litresinin köylü tarafından 90 kuruşa tüccara verilmek zorunda kalındığını, aynı paraya bir litre sağlıksızlık kaynağı kola ya da pet şişe içinde su alınamadığını vurguladı.  Dünyanın en güzel, en lezzetli ve en sağlıklı sütünün, balının, peynirinin değerlenebilmesi, yöredeki üreticinin ve yaşamın önünün açılabilmesi için üreticinin bir an önce kooperatif ve birliklerde örgütlenmesi, kamu ve devlet güzleri tarafından bu yaraya ivedilikle parmak basılması, zengin kültürün korunması için de kültür ve sanat etkinliklerinin yapılması, üreticiye ve farklı düşüncelere söz hakkı verilmesi gerektiğini söyledi. Dursun Akçam Kültürevi’nin bölgede her kesin söz hakkının bulunduğu, hoşgörünün, barışın ve kardeşliğin önde tutulduğunu, böyle bir mekân olarak yaşamını sürdürebilmesi için popüler ve egemen bakış açısının tuhaf karşıladığı, zaman zaman karşı çıktığı, çıkar ve siyasi iktidar hedefleri olmayan bir avuç insan olarak ellerinden geleni yaptıklarını sözlerine ekledi… Gelen konukları salonu dolduran Ardahanlılara tanıttı… Etkinliği özverili bir çabayla izleyen, ulusal ölçüde duyurusunu yapan Ardahanlı basın mensuplarına teşekkür etti.  Etkinliği kutlayan ve ülkenin çeşitli yerlerinden gelen çok sayıda iletiden bir kısmının arada okunmasından sonra Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı Fakir Yılmaz, Damal ve Hanak Belediye Başkanları birer konuşma yaptılar. Ardahanlı konuşmacı, etkinliğe İstanbul’dan katılan Nuray Demirel Söğüt, salondaki dinleyiciler tarafından zaman zaman kahkahalarla kesilen konuşmasında yöre kültüründe kuşak farklılıklarının oluşturduğu kimi aksan ve anlayış farklılıklarını dile getiren, anılardan oluşmuş bir konuşma yaptı.  Ardahanlı sinemacı Reis Çelik, Dursun Akçam Kültürevi’nde özveriyle çalışmasını sürdüren bir avuç insanı akan sulara, geçen yıllara karşın rengini ve direncini yitirmeyen bir dere içindeki taşlara benzetti. Yörede yaptığı film çekimlerinde sözlü kültürden yararlanmaya çalıştığını, İnat Hikâyeleri adlı ödüllü yapıtını bu kültürün gücü üzerine kurduğunu söyledi. İlk günün son konuşmacısı olan Prof. Dr. Oğuz Makal, İstanbul Üniversitesi’nin kuruluş yıllarını, Nazi Almanyasından kaçan çok değerli öğretim üyelerine Cumhuriyet yöneticilerinin sağladığı olanakları anlattı. Daha sonra bu öğretim üyelerinden Alfred Heilbronn tarafından kurulan, İstanbul Üniversite yerleşkesi içinde yer alan ve hemen hiç kimsenin varlığını bilmediği Botanik Bahçesi’ni konu alan, Oğuz Makal tarafından yapımı gerçekleştirilmiş bir belgesel izlendi.   01 Temmuz 2017 Cumartesi günü, etkinliğin ilk ayağı Edebiyatımızda Sözlü Kültürün Yeri oldu. Mahmut Temizyürek, Mazlum Vesek ve Alper Akçam’ın konuşmacı oldukları oturumda Mahmut Temizyürek Binboğalar Efsanesi adlı yapıtından örneklemeler yaparak Yaşar Kemal’in yaşamında ve yazınında sözlü kültürün yerini işaretleyen bir konuşma yaptı. Mazlum Vesek, konuşmasını Yaşar Kemal, Orhan Kemal ve Dursun Akçam kitaplarında sözlü kültürden edebiyat alanına aktarılmış örneklerle örmüştü. Alper Akçam, insanlık tarihinde yazılı ve sözlü kültürün birbiriyle ilişkisini, Batı ve Doğu kültürleri arasındaki ilişkileri, günümüz Türk edebiyatında sözlü kültürün gücünü vurgulayan bir konuşma yaptı. Köy Enstitülü edebiyatçılarda sözlü halk kültüründen örneklerle konuşmasını tamamladı. Günün ikinci etkinliği, Dursun Akçam ormanında fidan dikimi ve kır şenliği oldu. Fırfır ve oğlu Tarık’ın çaldığı davul zurna eşliğinde konuklar ve katılımcılar çeşitle halk oyunları oynadılar. Dursun Akçam ormanına temsili fidan dikimi yapıldı. Günün son etkinliği tiyatro oldu. Alper Akçam’ın yörede anlatılan ve fıkralaştırılmış bir olaydan hareketle yazdığı Hey Atlılar Atlılar adlı oyunu Ardahan Bi’Nefes Tiyatro topluluğu sahneledi. Dursun Akçam Kültür ve Sanat Günleri’nin 2 Temmuz Pazar sabahı etkinliği aralarında CHP Genel Başkan Yardımcısı, Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz’ın da bulunduğu, ülkenin çeşitli yerlerinden gelen çok sayıda kutlama iletisinin okunması ve 24 yıl önce yaşanmış Sivas kırımının anılması ile başlandı. Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Alper Akçam yaptığı konuşmada Sivas’ta aydınlara karşı girişilen katliam ve kırımın, sınıf arkadaşı şair Behçet Aysan’ın aralarında olduğu sanat insanlarının diri diri yakılmasının, dumanlarda boğulmasının emperyalizmin yüzlerce yıldır Şark üzerinde oynadığı oyunların bir parçası olduğunu söyledi… Bu güzel ülkede, ayağını ülke toprağına basan, halkını ve yurdunu seven aydınların ömrü cehaletin vahşetine tahammül etmeyi öğrenmekle geçiyor dedi… Günün ilk oturumunda söz alan Ümit Kaftancıoğlu’nun gelini ve CHP Parti Meclisi üyesi Canan Kaftancıoğlu da Sivas’ta 24 yıl önce yaşanmış acı olaylara değinerek başladığı konuşmasını parti başkanı Kılıçdaroğlu önderliğinde yapılmakta olan Adalet Yürüyüşü’nde yaşanan olayları aktararak tamamladı. Oturumun ikinci konuşmacısı, Mimar Sinan Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Firdevs Gümüşoğlu İş Bankası Yayınları tarafından II. Baskısı yapılan Cılavuz Köy Enstitüsü kitabının yazılış hikâyesini aktardı. Cılavuz Köy Enstitüsü’nün yöredeki, Köy Enstitülerinin ülke genelindeki değişim gücüne, günümüze kadar uzanan etkilerine değindi. Günün ikinci oturumunda etkinliğe konuk olarak katılan, Ardahan ve Kars tarihi üzerine çalışmaları bulunan Doç. Dr. Candan Badem, Kura Çözüldü seri romanların yazarı olan Kenan Karabağ ve Ardahan Üniversitesi araştırma görevlisi Bünyamin Tetik birer konuşma yaptılar. Candan Badem, Ardahan ve Kars bölgesinde 93 harbi olarak anılan 1878 savaşı sonrasındaki Rus işgali döneminde yaşanan olaylarla ilgili bilgiler verdi. Kenan Karabağ, Ardahan’da 20. Yüzyıl başında yaşanmış karanlık ve kanlı olayları özetleyen bir konuşma yaptı. Bünyamin Tetik’in konuşması sözlü ve yazılı kültürün iç içe geçtiği şiir ve sosyal medyanın günümüz yaşantısına yansıması üzerine kurulmuştu. Günün ikinci etkinliği Ardahan dışından gelmiş konuklarla Ardahanlı katılımcıların birlikte yaptıkları Çıldır gezisi oldu. Dönüş yolunda araçlardan inilerek doğa yürüyüşü yapıldı, bölgenin önemli endemik bitkisi kmi konuklara tanıtıldı. 2 Temmuz Pazar gününün ve 13. Dursun Akçam Kültür ve Sanat Günleri’nin son etkinliği Barış Kocaoğlu’nun iki saate yakın süre sahnede kaldığı müzik dinletisi oldu. Barış Kocaoğlu’na Bi’Nefes Tiyatro Topluluğu üyesi Ardahanlı Ömer de gitarıyla eşlik etti. Dinleti başında Ardahan Üniversitesi öğrencisi Zehra Cankan’ın da aralarında bulunduğu gençler ve konuklar çeşitli şiirler okudular. Ayrıca gelen konuklar arasında bulunan Savaştepe öğretmen okulu çıkışlı Ali Alp Metin mandoliniyle kısa bir konser sundu. 13. Dursun Akçam Kültür ve Sanat günlerinin son adımı Vakıf başkanı Alper Akçam’ın konuklara, katılımcılara, Vakıf çalışmalarında emeği geçen Ardahanlılara teşekkür konuşması oldu. Alper Akçam, Dursun Akçam Kültür ve Sanat Günleri’nin bitiminde nokta işareti kullanmıyoruz; virgüller ve noktalı virgüllerle yolumuza devam edeceğiz, 14., 15., 16. Kültür sanat günlerinde yine birlikte olacağız dedi..…    
mg-329-left]