SOHBET “Arkadaşım Dursun Akçam’a” Anımsa; biz beş yıl aynı havayı Soluyarak dirsek çürüttük Akçam. Amaç edinilen kutsal dünyayı, Sabırla, inatla yürüttük AKÇAM. Cilavuz’da iken her şeye fittik, Okulu bitirdik, köylere gittik. Öğrenci okuttuk, halkı eğittik, Çok eski tezleri çürüttük AKÇAM. Köy Enstitülüler her “hal”de vardık, Sıra tamir ettik, çatı aktardık. Dargın barıştırdık, yaralar sardık, Postu deldirmeden sürüttük, AKÇAM. Engeller çıkınca azm ile yıktık, Çok kere haklıyken biz haksız çıktık. Görevini seven birer âşıktık, Kâh alevli yandık, kâh tüttük AKÇAM. Korkmadık ne hapis, ne de sürgünden, Her zorluğu göze almıştık dünden. Nasip almasak da şereften, ünden, “Net”tik sanmasınlar, “bürüt”tük AKÇAM. Bir ömür halk için savaşım verdik, Diyemeyiz ki, tam sonuca erdik. Bize taş atana biz gül gönderdik, Arkamızdan itler ürüttük AKÇAM. Atatürkçü diye çektik çileyi, Göreve katmadık asla hileyi. Evimiz görmedi dolu fileyi, Biz ne haram yedik, ne üttük AKÇAM. Her zaman gerçeği yaşadık, yazdık, Kendi kuyumuzu kendimiz kazdık (?) Böyle yapmasaydık biz olamazdık, Şahsen ne küstük, ne kin güttük AKÇAM. Dört yavrum var, baştan üçü kız oldu, Onlardan da eve üç torun doldu. Dostlar dışında ne arkamız oldu, Ne dayıyla bir iş yürüttük AKÇAM. Senin ölmez sözün: “Noktalı Virgül Gibi yatıyoruz.” Anımsa ve gül. Sana yetimî’den şiirli bir gül, Sunup bu mektupta yürüttük AKÇAM. MEHMET ALPTEKİN 26.11. 1999, Cuma, BURSA