13. DURSUN AKÇAM KÜLTÜR SANAT GÜNLERİ ARDAHAN’DA BAŞLADI Ardahan’da Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı tarafından 13 yıldır sürdürülmekte olan Kültür ve Sanat Günleri başladı. Kars Havaalanında Ankara, İstanbul ve İzmir’den gelen bilim insanları ve sanatçıların karşılanmasıyla etkinliğin ilk adımı gerçekleştirildi. Ankara’dan ayrı bir araçla gelen Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Ankara Şubesi üyeleri ve dostlarının da katılımıyla kafile Ardahan’a doğru yola çıktı. Ardahan yakınlarındaki Dursun Akçam Ormanı’nda tulumcu Fırfır ve oğlunun çaldıkları davul zurna eşliğinde Ardahanlılar tarafından karşılanan konuklar ve katılımcılar bu alanda, diz boyu yeşilliğin, renk renk çiçeklerin içinde yöresel oyunlar oynadılar. Daha sonra Ardahan’a, Dursun Akçam Kültürevi’ne geçildi. Burada konuklara feselli, bişi, lokum, kete gibi yörenin geleneksel yiyecekleri sunuldu. Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Alper Akçam yaptığı açılış konuşmasında, Güneybatı Kafkasya, ya da Kuzeydoğu Anadolu olarak adlandırılan bu yörenin dünyanın en zengin kır çiçeği örtüsüne sahip, yeryüzünün en uzun diliyle doğa tarafından donatılmış Kafkas Arısı’nın vatanı olduğu kadar, aynı zamanda çok zengin bir sözlü kültür ve oyun zenginliğini de yaşattığını, bu gerçekliğe vurgu yapabilmek ve konuşu tartışmaya açabilmek için de bu yıl etkinliğe konu başlığı olarak “Sözlü Kültürün Yaşamamızdaki Yeri” konusunu seçtiklerini söyledi. Yörede üretilen dünyanın en değerli özelliklerini taşıyan sütün, balın ve peynirin ne yazık ki yeterince tanınmadığını ve üretici örgütsüzlüğü nedeniyle yöre halkının aracılar tarafından sömürüldüğünü, sıkıntılar çektiğini bildiren Akçam, Omega 3 bakımından çok zengin, kansere karşı koruyucu çeşitli alkoloidler taşıyan sütün litresinin köylü tarafından 90 kuruşa tüccara verilmek zorunda kalındığını, aynı paraya bir litre sağlıksızlık kaynağı kola ya da pet şişe içinde su alınamadığını vurguladı. Dünyanın en güzel, en lezzetli ve en sağlıklı sütünün, balının, peynirinin değerlenebilmesi, yöredeki üreticinin ve yaşamın önünün açılabilmesi için üreticinin bir an önce kooperatif ve birliklerde örgütlenmesi, kamu ve devlet güzleri tarafından bu yaraya ivedilikle parmak basılması, zengin kültürün korunması için de kültür ve sanat etkinliklerinin yapılması, üreticiye ve farklı düşüncelere söz hakkı verilmesi gerektiğini söyledi. Dursun Akçam Kültürevi’nin bölgede her kesin söz hakkının bulunduğu, hoşgörünün, barışın ve kardeşliğin önde tutulduğunu, böyle bir mekân olarak yaşamını sürdürebilmesi için popüler ve egemen bakış açısının tuhaf karşıladığı, zaman zaman karşı çıktığı, çıkar ve siyasi iktidar hedefleri olmayan bir avuç insan olarak ellerinden geleni yaptıklarını sözlerine ekledi… Gelen konukları salonu dolduran Ardahanlılara tanıttı… Etkinliği özverili bir çabayla izleyen, ulusal ölçüde duyurusunu yapan Ardahanlı basın mensuplarına teşekkür etti. Etkinliği kutlayan ve ülkenin çeşitli yerlerinden gelen çok sayıda iletiden bir kısmının arada okunmasından sonra Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı Fakir Yılmaz, Damal ve Hanak Belediye Başkanları birer konuşma yaptılar. Ardahanlı konuşmacı, etkinliğe İstanbul’dan katılan Nuray Demirel Söğüt, salondaki dinleyiciler tarafından zaman zaman kahkahalarla kesilen konuşmasında yöre kültüründe kuşak farklılıklarının oluşturduğu kimi aksan ve anlayış farklılıklarını dile getiren, anılardan oluşmuş bir konuşma yaptı. Ardahanlı sinemacı Reis Çelik, Dursun Akçam Kültürevi’nde özveriyle çalışmasını sürdüren bir avuç insanı akan sulara, geçen yıllara karşın rengini ve direncini yitirmeyen bir dere içindeki taşlara benzetti. Yörede yaptığı film çekimlerinde sözlü kültürden yararlanmaya çalıştığını, İnat Hikâyeleri adlı ödüllü yapıtını bu kültürün gücü üzerine kurduğunu söyledi. İlk günün son konuşmacısı olan Prof. Dr. Oğuz Makal, İstanbul Üniversitesi’nin kuruluş yıllarını, Nazi Almanyasından kaçan çok değerli öğretim üyelerine Cumhuriyet yöneticilerinin sağladığı olanakları anlattı. Daha sonra bu öğretim üyelerinden Alfred Heilbronn tarafından kurulan, İstanbul Üniversite yerleşkesi içinde yer alan ve hemen hiç kimsenin varlığını bilmediği Botanik Bahçesi’ni konu alan, Oğuz Makal tarafından yapımı gerçekleştirilmiş bir belgesel izlendi. Etkinlik 01 Temmuz 2017 Cumartesi günü “Sözlü Kültürün Edebiyatımızdaki Yeri” başlıklı, Mahmut Temizyürek, Mazlum Vesek ve Alper Akçam’ın konuşmacı olacakları açık oturum ile açılacak, daha sonra Dursun Akçam Ormanı’nda temsili fidan dikimi yapılacak, akşama da Ardahan Bi’Nefes Tiyatro Topluluğu tarafından Hey Atlılar Atlılar adlı, Alpar Akçam’ın yörede anlatılan bir fıkradan hareketle yazılmış bir oyun sahnelenecek… 01 Temmuz 2017, Alper Akçam