ARDAHAN’DA “VATAN KURTARAN ŞABAN” COŞKUSU!
Kuzeydoğu Anadolu’da, nüfusu yirmi bini bile bulamamış bir ilimiz Ardahan… Oraya ataması çıkan memur kara kara düşünür; öğretmeni nasıl bir yol bulup kaçsam diye kafa yorar. Batı kentlerindeki birçok olanaktan yoksun, uzak, bitmeyen kışlarıyla soğuk, yaşanması güç bir yerleşim birimi diye bilinir. O Ardahan’ın başka bir yüzü daha var… Ardahan’ın uzun kış ayları boyunca, göz alabildiğine uzanan o bembeyaz, soğuk kar örtüsünün altında umut beslenir, bereket filizlenir. Yaz gelince bin iki yüz farklı çiçek açar Ardahan dağlarında, berrak sular akar bereketli koyaklar boyunca; çağlayarak... Dünyanın en uzun dilli Kafkas arısı nektar toplar çiçeklerden. Kış ayları boyunca kaz etinin o özgün tadını paylaşarak, uzun gecelerde yöre kültürünü çoğaltan çokdilli deyişlerle, masallarla söyleşerek baharı bulan Ardahan’ın üretken köylüsü, tarlasına, çayırına, harosuna yönelir; güneş türkü söyleyerek parlar tırpanın çeliğinde; kızlar gelinler türkü söyleyerek biçer, toplar bereketi. Dünyanın “omega 3”lü tek sütünü sağar ay boynuzlu ineklerden, yününden halı kilim dokuduğu koyunlardan. Çeçil peyniri olur, kaşar olur, tadına doyulmaz bal olur, al kanatlı kaz olur Ardahan bereketi. Türkü olur, tulumun, davulun zurnanın sesine katılır. Kol kola oyun olur; düğünlerde papak almak için yarışan, dörtnala koşan at sağrısındaki ter olur… Ve Ardahan, aynı zamanda, kültürün, sanatın harman olduğu yerdir! Ardahan, kendini içinde yaşadığı toplumun geleceğine, güzelliğine adamış gençleriyle de bilinsin ister… Ardahan’da çıkarcı anlayışın, yalancı siyasetin, riyakârlığın kapısından giremediği, karşılığı para olmayan insanlık değerlerinin geçerli olduğu bir Dursun Akçam Kültürevi var…
 O Kültürevi’nde sanata, sevgiye, erdemli yaşama gözünü açmış, orada ayağa kalkıp kendisini bulmuş Dursun Akçam Tiyatro Topluluğu, 14-15-16 Aralık 2013 günleri Ardahan’ı tiyatroya doyurdu. Üç gün boyunca Ardahan Halk Eğitim Merkezi’ni tıklım tıklım dolduran yüzlerce kişi “Vatan Kurtaran Şaban”ı izledi. Ayakta kalan da oldu, yer bulamayıp kapıdan geri dönen de… “Vatan Kurtaran Şaban”ı Haldun Taner 1965 yılında yazmış, oyun 1967 yılında ilk kez sahnelenmiş. Yazılışının üstünden tam 38 yıl geçtikten sonra, Ardahan’da üç gün üst üste ağzına kadar dolu salonlara oynandı. Dursun Akçam Tiyatro Topluluğu’nun gençleri, yaratıcı sanat güçleriyle güncele taşımışlar oyunu. Kırk yıl değil, yüz yıl geçse de aradan, sanatın, siyasetin yozlaşmış tarafı karşısındaki duruşu, aynı zamanda kendisiyle de dalga geçen parodik gücü hayatı yenileştiriyor, değiştiriyor… Yalnız oynayanları değil, izleyenleri de özgürleştiriyor. Kültür Bakanlığı müsteşarlığına atanmış sanat ve kültür yoksunu Şaban beyle değil yalnızca, günümüzdeki kimi politikacılarının yozluğuyla da dalga geçiyor oyun. Oradan kalkıp Shakespeare’in Hamlet’ine, Becket’in “Godot’yu Beklerken”ine, sinema, yontu, resim sanatına kadar uzanıyor gülmecenin gücü. Karşısına çıkan her şeyi bozuk aynalarda eğip büğüyor, kırk yamalı kılıklara sokuyor… Deniz Dark, Sedat Hanoğlu, Murat Fidan, Erkan Çimen, Kübra Demir, Gürkan Baskın, Alev Gümüş, Sabriye Gümüş, Sinan Onay, Bilgesu Çağlar, Kadir Hasateş, Zelal Tarakçıoğlu, Memetali Durmuş, Alper Çoban, Gülizar Küçükkaya ve imecede teri, emeği bulunan diğerleri…
 Ardahan’da tarih yazdı bu gençler. Profesyonel oyunculara taş çıkardılar. Yürekten alkışlar, gönül dolusu sevgiyle ayrıldılar sahneden. Sanatı ve tiyatroyu mıh gibi çaktılar Ardahan’ın soğuk gecelerine, hayatı ısıttılar… Size binlerce selam olsun “Vatan Kurtaran Şaban” oyuncuları… Sizler olduğunuz sürece ne gam… Güneş, karla kaplı o dağlarda, o soğuk yaylalarda, hep iyiye, güzele, umuda doğacak demektir. Ardahan sizinle çağıl çağıl; Ardahan sizinle güzel... İyi ki varsınız; iyi ki tanımışım sizi…

 17 Aralık 2013, Alper AKÇAM