Akçam soyadını ne yalnızca Alper Akçam, Taner Akçam veya Cahit Akçam, ne de Dursun Akçam’ın diğer yakınları temsil etmiyor elbette. Ancak, son günlerde kimi yayın organlarında, internet ortamında yer alan bazı saldırgan ve seviyesiz söylemlerle tüm Akçam soyadı zan altında bırakılmaktadır. Taner Akçam’ın 20. yüzyıl başında Osmanlı İmparatorluğu topraklarında yaşayan halkların uluslaşma süreci içinde yaşanan üzücü olayları bir soykırım olarak değerlendiren perde gerisindeki kimi emperyalist karıştırmaları gözden ırak tutan söylemi, Akçam soyadına yönelik saldırıların ilk nedeni olmuştu. Bu söylem içinde, dönem çatışmaları içinde, dönemin milliyetçi girişimlerini temsil eden İttihat Terakki’nin bir “milli burjuva” sınıf oluşturarak var oluş koşullarını sürdürme, Anadolu’da demiryolları boyunca kurulmuş seksenin üzerindeki şirket aracılığıyla Alman Emperyalizmi ile ortaklık kurarak Ege ve Marmara çevresinde yuvalanmış Fransız-İngiliz Emperyalizmi işbirlikçisi Levanten Burjuvazi’nin yerini alma girişimi ile bunun karşısında Doğu Anadolu’da yaşayan Ermeni toplumunun zaten o bölgede işgalci olarak bulunan Rus Çarlığı ve İngiliz-Fransız Emperyalizmi ile dirsek teması içinde bir Ermeni devleti oluşturma çabası somutça görülememektedir. Bugün Orta Doğu ve komşu devletlerimizin içinde bulunduğu kanlı karmaşa da benzer bir içerik taşımaktadır. Yüzlerce yıl bir arada, kardeşçe yaşamış halklar, bir çıkar, bir pazar kavgası içinde birbirine düşman edilmiştir. Bu tarihsel süreci arka plandaki ekonomik-politik kışkırtıcılığı ve nedenleri görmeden, yalnızca “arşiv fareliği” yaparak tanımlamaya kalkışmak, “önce sen mi vurdun, ben mi vurdum” tartışmaları yaratmak, her iki tarafta ölmüş, öldürülmüş yüz binlerce masum insandan bir kısmını “barbar” bir kısmını “mazlum” olarak göstermeye çalışan, halklar ve milletler arasına düşmanlık tohumları, kin ve nefret duyguları körükleyen emperyalist gizli servis oyunlarını aklamak anlamı da taşımaktadır. Taner Akçam’ın Ermeni sorunundaki tutumu nedeniyle kendisiyle mücadele ettiğini sanan birilerinin başlattığı, Taner’in ölmüş dedesi ve dedesinin babasına kadar dil uzatan, kemikleri bile çoktan toprak olmuş masum insanlara olmadık iftiralarla saldıranların sayısı Angora Yayıncılık’ın yayınladığı Hanefi Avcı’nın “Haliç’te Yaşayan Simonlar” adlı kitabından sonra daha da çoğaldı. Dursun Akçam’ın küçük oğlu Cahit Akçam’ın Angora Yayaıncılık’la ilişkisini dillerine pelesenk eden, Hanefi Avcı’nın kitabında açığa çıkmış iktidar-cemaat ilişkilerini gözden kaçırmak için olmadık dil oyununa başvuran iktidarcı medya tetikçileri de koroya katıldı. Akit Gazetesi’nden Samanyolu Tv.’ye, birçok kalemşor da sahneye çıktı. Taner ve Cahit Akçam’ların dedeleri Hasan ve Eyüp’e kadar uzanan yalan ve iftira kampanyasının ilk kaynağı Fransa’dan yayın yapan bir bilgisunar sitesidir. Bu sitenin “Türkçe Haberler” bölümünde yıllarca önce yazılmış ve oradan yapılan alıntılarla Türkiye’deki bazı sitelerde de yakın zamanda yayılan iftiralara bakılırsa, Taner’in büyük dedesi Ermenidir (!) ve Agop olan adını değiştirip Müslüman adı Hasan’ı almasına karşın Bolşevikler tarafından, oğlu Eyüp Akçam da Ermeniler’in bölgeden uzaklaştırılmasından sonra, 1928 yılında köylüleri tarafından öldürülmüştür. Bu saçma kurmacanın kim veya kimler tarafından ortaya atıldığı henüz anlaşılamamıştır. (Hanefi Avcı’nın Arkadaş Yayınları tarafından yayımlanmış Haliçte Yaşayan Simonlar adlı kitabından sonra Akçam soyuna yönelik iftira kampanyası iyice alevlenmişti. Bu kampanyanın arkasında 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan kanlı FETÖ Darbesi sonrasında ortaya çıkan kimi kumpasların olduğu anlaşılmıştır. Hanefi Avcı’nın FETÖ darbecilerine yönelik yazdıkları Cahit Akçam’ın o dönem Arkadaş Yayınevi’nde çalışıyor olması nedeniyle Akçamlara yönelik iftira kampanyası da bu kanlı cemaat ilişkisinin kalemşorlarını harekete geçirmiş olmalıdır.- 06 Aralık 2016 tarihli yazar eki-)
Oysa ki, Taner’in de, hepimizin de büyük dedesi, Ahıska’dan gelmiş Murat Dede’den sonra yaşamını az buçuk bildiğimiz Hasan Dede, 1915 yılında, Ardahan’ın geçici bir süre Türkler’in eline geçmesinden sonra saldırganlaşan Rus askeri birlikleri tarafından Ölçek Köyü’ndeki evinde öldürülmüştür. O dönemde Rus birlikleri içinde çok sayıda gönüllü Ermeni olmasına karşın Hasan Dede’yi kılıçla öldüren asker ya da askerlerin etnik kökeni hakkında bir şey söyleyebilmek olası değildir. Hasan Dede’nin ölüm tarihi, Bolşevik ihtilâlinin ve iktidarının çok öncesine denk gelmektedir. Hasan Dede’nin büyük oğlu, bizim öz dedemiz, yürekli ve mert insan Eyüp ise yöredeki Ermeni-Türk çatışmaları sırasında Gölebert (şimdiki Çamlıçatak) köyünde karargâh kurmuş Mazmanov komutasındaki Ermeni çetecilerin Ölçek köyüne yönelik saldırısına silahla karşılık veren ve köyü savunmaya çalışan Ölçekliler arasında, ön saflarda yer almıştır. Eski Sanayi ve Teknoloji Bakanı Abdulkerim Doğru ile eski Dağcılık Federasyonu Başkanı, Ankara Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mecit Doğru’nun (her iki ad da Dursun Akçam’ın öz teyze çocuklarıdır) babaları Ölçek Köylü Mehmet Doğru’nun yazdığı 1972 basımlı Ölçek Köyü Tarihi adlı yapıtta konuyla ilgili geniş bilgiler ve çatışma yöresinin krokileri de vardır. Fransa’dan yayın yapan söz konusu sitede, Ermenilere yol gösterdiği için 1928 yılında köylüler tarafından öldürüldüğü söylenen Eyüp Akçam, Ermeni saldırganlara karşı köyünü ön saflarda savunanlardan biri olup, 1969 yılında büyük olasılıkla oğlu Dursun Akçam’ın da ölümüne neden olan Akciğer Kanseri nedeniyle yaşamdan ayrılmıştır.
1969 yılı son baharında ikinci sınıf tıp öğrencisi olarak köyünü ziyarete gitmiş bu satırların yazarının anımsadığı, onu çok seven Eyüp dedesinin evin altı tahta döşeli, yandan pencereli tek odasında solunum zorluğu çekerek ve öksürerek hasta yatağında yatıyor oluşudur. Ayağa kalkmakta bile zorlanan, ağır hasta dedesinin “Apul beni Ankara’ya götür” diyen son arzusunu da kulağında hep taşıyacak olan yazar ve yakınları, 1969 sonunda onun ölüm haberini alacaktır. Ardahan’daki nüfus kaydından Eyüp Akçam’ın ölüm tarihi öğrenilebileceği gibi, Eyüp Akçam’ın mezarının 1968 yılından itibaren kullanılmaya başlanan köyün yeni mezarlığında bulunuyor oluşu da ayrı bir gerçekliktir.
 Ardahan Ölçek Köyü’nde bulunan Dursun Akçam ailesine ait evde, Eyüp Akçam’ın Dursun Akçam tarafından 1967 yılında çekilmiş olduğu tahmin edilen bir fotoğrafı da bulunmaktadır.